HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

10 Aralık 2010 Cuma

BİLGİNİN PEŞİNE DÜŞENLER ve SAHTE KİMLİKLER

Merhaba Sevgili Yapımlab Takipçileri,
Uzun zamandır, yazmak istediğim bir konuyu sizlerle paylaşacağım. Bu gün, yeni yılda yapımlab'da eğitim almaya başlayacak öğrencilerle tanışma günüydü. Yepyeni, heyecanlı ve profesyonel bakış açısına sahip, 'bilgi'nin peşine düşmüş 'özel' kişiler...
'Bilgi'nin peşine düşenler ile, bilgisiz ama 'cahil cesareti'olan 'fark'ın anlaşılması gerek... Beni en çok 'cahillik' ürkütür. Bu yüzden de, bilgisini ve kendini her gün geliştirmek isteyenlere saygım sonsuzdur. Yapımlab,sinema sektöründe 'kendini sağlam bir şekilde konumlandırmak'isteyenlere 'yapımcılık' bilgileri üzerinden eğitim veriyor. Yani, karşılıklı bir emek harcanıyor ve yol aınıyor. Özellikle, uzun dönem katılımcıları için, projelerini somutlaştırmak konusunda önemli gelişmelerin olması hedefleniyor.

Oysa, başka bir tarafta, sadece'gözlem've kulaktan dolma birkaç isim bilgisi ile, sektörde dolaşarak kendini pazarlamaya çalışan insanlar var... Elbette, sektörde bu noktada rekabetten kaynaklanan 'referans almamak' gibi bir alışkanlık olduğundan, bu 'dunning kruger etkisi' taşıyan bu kimseler kendilerine bir yer buluyorlar. (Dunnig-Kruger Etkisi için daha detaylı bilgi isterseniz aşağıdaki link'ten bulabilirsiniz:



http://translate.google.com.tr/translate?hl=tr&langpair=en|tr&u=http://en.wikipedia.org/wiki/Dunning%25E2%2580%2593Kruger_effect )

Aslında bu da, farkında olmadan sektörel yıpranmaya yol açan birşey...Çünkü, akılda sadece 'kötü deneyimler' kaldığından, güvensizlikler ve problemler ortaya çıkıyor.


Uzun yıllardır gördüklerimden ve bizzat yaşadıklarımdan sonra, Yapımlab'ın bu anlamda sektöre gerçekten 'donanmış' kişileri ve projelerin sektöre katılmasına yardımcı olmak gibi bir hedefi var. Ve hatta Zeyno Film, bundan böyle bünyesinde yer alacak kimselerin önce Yapımlab'a katılma zorunluğu var.

Yapımlab, yapımcılık ve bilgi seminerleri dışında, bireysel gelişim üzerine de farklı atölye çalışmalarını çok yakında başlatacak...

Ama lütfen, 'dunning-kruger etkisi'ni okuyun...Verdiğim link çalışmassa, internetten arama yaparak bulabilirsiniz.

Bu, noktada bu tip kimseleri, gerçeğinden ayırabilecek bir bilgiye sahip olun...

Ben 'bilginin değerini bilen ve peşine düşenler' ile yolculuğuma devam edeceğim...

6 Aralık 2010 Pazartesi

TALLİNN...AVRUPA FİLM AKADEMİSİ...EURIMAGES...ÖDÜL TÖRENİ...


Merhaba Sevgili Yapımlab takipçileri,
Sizlere Tallinn'den yazamadım zira çok uzun bir yolculuk ve çok yoğun bir program içerisindeydim.
3 Aralık günü, İstanbul-Frankfurt ve Frankfurt-Tallinn uçuşlarıyla, yaklaşık 10 saatlik bir yolculukla Tallinn'e vardık. Eşim Selim, her zamanki gibi beni yalnız bırakmadı..Bu arada uçakta Sevgili Alin Taşcıyan ile karşılaşınca, çok keyifli bir yolculuk yaptık. Tallin'e vardığımız ilk akşam, Tallinn Belediye Başkanı'nın, Avrupa Film Akademisi için verdiği davete katıldık. Avrupa Film Akademisi başkanı Wim Wenders, tüm konuklarla davet sırasında ilgilendi...Ardından, şehrin merkezi'ndeki parti mekanına çevrilmiş otopark'ta yapılan 'underground party'ye gittik. İnanılmaz güzel organize edilmişti ve Estonya mutfağından mükemmel yemeklerle donatılmış sofralar, canlı müzik ve bunun yanısıra Avrupa sineması'nın tüm tanıdık simaları... Gerçekten mükemmeldi... Ertesi günkü program çok yoğun olduğundan otele döndük...Bu arada havanın -10 derece olduğunu ve heryerin kar ile kaplı olduğunu belirtmeliyim...

Swissotel'in 18. katında olan odamızın camlarından tüm şehir panoromik olarak gözüküyordu...

Cumartesi sabahı, çok heyecanlı uyandım...Nedeni, akşam ki törendi... Beklenen gün gelmişti ve ilk kez 'kişisel' olarak bir ödül alacaktım. 'En iyi film' ödülü anons edildiğinde pek çok kez sahneye çıkmıştım ama hiç böyle olmamıştım.

Ama öncesinde, 'Estonyalılarla buluşma' etkinliği vardı. Organizasyon, Estonya programı için birkaç seçenek sunmuştu. Seçeneklerden biri de, Estonyalı aileler evlerini açıp, bize öğle yemeği ikram edeceklerdi...Biz de, hiç düşünmeden bu seçeneği istemiştik. Çünkü, özgün bir programdı. Gerçekten de öyle oldu. Bizim şansımız, Estonya'nın çok iyi tanına pop/jazz şarkıcısı bir hanım'ın misafiri olduk. Mükemmel bir menü vardı ve biribirimizi çok sevdik.

Yemek davetinin ardından, otele döndük. Akşam için, Max Factor tüm hanımları hazırladı. Çok önceden o gün sahnede olacak herkes için günler öncesinden makyaj ve saç randevuları ayarlanmıştı. Tabii benim için de...Hep diyorum ya, 'özne' olmaya alışık değilim diye...

Hazırlıklar bittiğinde, arabayla 'kırmızı halı'ya geldik.Ardından salondaki yerimize oturduk ve tören başladı.

Ünlü oyuncu Jean-Marc Barr http://www.imdb.com/name/nm0000852/
sahneye geldi ve benim ödülümü anons etti. Sahneye çıktım...Gerçekten çok heyecanlandım.

Ama ödülümü aldım ve çok mutluydum...

Bütün gece su gibi aktı geçti... Ardından basın toplantısı ve yemek daveti...

Özetle çok güzeldi...

Pazar sabahı, Alin, Selim ve ben bütün günü Estonya'yı gezerek geçirdik. Ardından akşama doğru uçağımıza binmek için yola çıktık...Uzun bir dönüş yolculuğunun ardından İstanbul'dayız...

Sizlere oradan yazamadığım için bu gece seyahtin özetini yazdım...

Şimdi bir rüyadan çıkmış gibiyim...Bundan 10 yıl öncesi Berlin'de katıldığım EURIMAGES toplantısında Türkiye ile çalışmalarında sıkıntılar yaşadıklarını söylüyorlardı. O gün orada çok üzülmüştüm...Ama 10 yıl sonra, tam 10 yıl sonra Avrupa Film Akademisi EURIMAGES Ödülü'nü aldım... Bu yolda yürümekten, işimi inançla yapmaktan, üretmekten çok mutluyum...

Bu ödül,benim için çok önemli bir motivasyon bunun dışında yola devam...

Herkese güzel bir hafta diliyorum...

2 Aralık 2010 Perşembe

YAPIMCILIK ÜZERİNE KISA NOTLAR-2

Merhaba Sevgili Yapımlab Takipçileri,
Bir haftadır toplam 25 saat ders verdim. Benim için gerçekten çok verimli oldu...Dolayısıyla bu gün, 'bütçe yapmak'konusunda derslerde verdiğim örneklerden biraz bahsetmek istiyorum.. Bu hafta, tüm gruplarımla bu konuyu yoğun bir şekilde çalıştık. Bildiğiniz üzere, biz bir 'laboratuvar' çalışması yapıyoruz her İyi bir bütçe yapabilmek, 'evde bir yemek daveti organizasyonu' gibidir. Yani başlı başına bir tasarımdır.Önceden planlanan, programlanan, olasılık hesapları yapılan bir tasarımdır. 'Yemek daveti tasarlamak' örneği bu konuda iyi bir örnektir. Yani alışverişe çıkmadan, davetinizin ne tür bir davet olacağına, kaç kişininin katılacağına karar verirsiniz. Devamında menüyü ve alışveriş listesini oluşturursunuz. Ardından bunu gerçekleştirmek için alışverişinizi yapıp, yemeklerinizi hazırlarsınız ve o yemekleri misafirlerinizle paylaşırsınız. Devamı yemeklerin lezzeti konusunda konuklarınızın yorumuna kalmıştır. eğer organizasyonunuz başarılıysa e bütçenizi aşmadıysanız bunu, tecrübenize, sağduyunuza, bilginize, öngörünüze borçlusunuzdur. Harika bir organizasyon yapıp, bütçenizi aştıysanız, o zaman ön çalışmanızı yeteri kadar yapmamışsınız demektir. Yukarıda yazdığım 'tecrübe' kelimesini önemseyin. Çünkü iyi bir bütçe yapabilmek 'tecrübe ve bilgi' ile çok ilgilidir.'Tecrübe' yani deneyim kazanmanın tek yolu da,uygulama yapmaktan, çalışmaktan, doğru gözlemden geçer. Bu noktada kendi filmini yapmak isteyen herkesin öncelikle 'deneyim'lerinin bir bütçe yapmaya yetip yetmeyeceğini öngörmesi gerekir.

Bütçe yapmak ile filmin maliyeti konusundaki farkların bilinmesi gerekir. Bu da, önemli bir 'bilgi'dir. Çünkü 'bütçe' ve 'maliyet' aynı anlamlarda kullanılmamalıdır.

Belki bunların farkını araştırma fikri bile size çok şey öğretebilir. Ama, şu bir gerçektir ki: Bütçe yapılmadan, bir film yapmaya kalkışmak çok riskli bir iştir.

Bu ikisi kadar, önemli bir konu da devamında gelir: Finans Planı...

Geçtiğimiz hafta, tüm gruplarla bu çalışmayı o kadar güzel yaptık ki, şimdi heyecanla katılımcı arkadaşların getirecekleri bütçeleri bekliyorum. Kimbilir ne güzel katkı ve sonuçlara ulaşacağız...

Sevgili Arkadaşlar,
Bütçe, maliyet ve finans planı üçlüsü, bir 'yapımcı'nın olmazsa olmazlarıdır. Bunların yola çıkarken 'hedef'e uygun olarak iletilmesi ise yapımcının kabiliyetine bağlıdır.

Yapımcı, bir yandan 'yönetmen'e yaratıcılığını en yüksek düzeyde kullanabileceği bir ortamı, tüm olumsuz olasılıkları de hesaba katarak hazırlar. Bu tasarımın önemli bir yükünü bütçe bölümü taşır...İyi bir ekip kurmak, iyi ilişkiler geliştirmek, vizyon sahibi olmak, senaryoyu içselleştirmek gibi kavramların bütçeyle çok yakın ilgisi vardır.

Bu gün sizlere 'bütçe'olgusu konusunda farklı bir pencere açmaya çalıştım...


Bu arada yarın sabah erkenden Tallinn'e gidiyorum. 4 Aralık Cumartesi akşamı, Avrupa Film Akademisi Ödül Töreni'nde ödülümü alacağım. Yarından itibaren 2 gün boyunca size oradan yazmaya çalışacağım...

Herkese çok sevgiler, film dolu günler...

14 Kasım 2010 Pazar

YAPIMCILIK ÜZERİNE KISA NOTLAR-1

Merhaba Sevgili Yapımlab Takipçileri,

Öncelikle herkese iyi bayramlar:)

13 Kasım cumartesi günü, yeni bir grupla 14 hafta sürecek çalışmamıza başladık. Enerjisi yüksek bir grup ile çalışmanın mutluluğunu yaşıyorum. İlk haftadan epeyce yol aldık.
Bu hafta katıldığım bir televizyon programında bana 'yapımcılık' üzerine pek çok soru soruldu. Aslında bu ülkede 'neden yapımcılık?' ya da mesleğiniz sorulup, 'film yapımcısı' olduğunuzu söylediğinizde 'yapımcı ne iş yapar?' sorularına çok alışkınım. Bu mesleğin Türkiye'de tanınmasının ve önemininin anlaşılmasının uzun yıllar alacağını düşünüyorum.Bu noktada, 'Türkiye'deki Yapımcılık Geleneği'hakkında bildiklerimin yanısıra, daha detaylı bir araştırma yapmaya başladım. Çünkü bu belki de 'film yapmak'tan bile daha önemli..Genç kuşak, eğer 'yapımcı'nın anlamını kavrarsa çok daha verimli işler üreteceğine inanıyorum.

Çünkü 'yapımcı'kelimesi Türkiye'de uzun yıllar 'şirket sahibi' gibi algılandı. Oysa bir şirket vardır, bunun 'sinemaya yatırım yapan yatırımcı' ortakları vardır. Bu şirket ortakları yıllık gelir hedefleri koyarlar. Bu hedeflere uygun projeler ararlar ve bu noktada'Yapımcı' devreye girer...'Yapımcı'bu hedeflere uygun proje bulur, bunun yapım stratejisini ve fizibilitesini oluşturur. Sonrasında iş yönetmenin filmi çekmesi,kurgulaması ve artistik olarak tamamlamasıdır. Ardından yapımcı yine aktif olarak dağıtım ve pazarlama çalışmasına başlar....Genel sistem böyle çelışır.

Arthouse diye kategorilendirilen Author sinemada ise, yönetmen-yapımcı tam bir işbirliği içerisinde ilerlerler. Yönetmen sanatsal tüm kararları veren kişidir, yapımcı bu kararlar çerçevesinde hedeflerini ve buna uygun stratejisini oluşturur.
Bu noktada Yapımcı, eğer bir 'yatırımcı-sermaye sağlayıcı' yoksa işlerini yürütebilmek için 'patron' kimliğini de üstlenir.

Bu iki model, kendi içinde pekçok farklı modele dönüşebilir. Bunları atölye çalışmalarımızda oldukça detaylı ele alıyoruz.

Ama benim inandığım çok önemli birşey var: Her film başarılı olabilir...Bunun için şart olan şeylerden en önemlileri,alana hakim olmak, film çekebilmenin ve yapabilmenin detaylarını bilmek ve öğrenmek,proje ve yaratıcıları ile aynı amaç ve hedeflere sahip olmak ve bu veriler üzerinden hedefleri koyabilmektir.

Bir önceki cümlenin içerisinde geçen, 'bir film çekebilmenin ve yapabilmenin detaylarını bilmek' konusu en önemli konulardan biridir.Bu çok teknik bir konudur, bütçe, finans planı, ekip kurma, dağıtım-pazarlama gibi konu başlıklarını içerir.

Uzun metraj, kısa metraj, belgesel, animasyon... Hangi türde film yaparsanız yapın, bu konuda bilgi sahibi olmanız çok önemlidir. Bilgi, sadece kitaplardan, ya da duyduklarınızdan değil, aynı zamanda deneyimlerinizden geçer... Hiç bütçesiz yapmayı planladığınız bir filmin bile, bir bütçesi olduğunun unutulmaması gerekir.

Projeniz ile 'fark yaratmak' istiyorsanız, sektörü tanımalı ve projenizi buna göre konumlandırmalısınız.

Herkese tekrar iyi bayramlar:)

11 Kasım 2010 Perşembe

SORULAR VE CEVAPLAR...

Merhaba Sevgili Yapımlab Takipçileri,
Bu hafta oldukça yoğun geçti. Kutluğ Ataman Sergisi açılışı ve yan etkinliklerinin yanısıra, yaklaşık 10 gün süren seyahatlerimden ötürü bekleyen işlerimi tamamlamakla uğraştım. Dolayısıyla, buraya pek yazamadım ama e posta gönderen,ya da randevu alıp karşılıklı görüşmeye gelen arkadaşlarla iletişim halindeydim. Yapımlab'daki atölye çalışmaları için pek çok soru geliyor. Bunların hepsini cevaplamaya çalışıyorum ama bazı temel soruları buradan yanıtlayarak cevaplamak istiyorum.

*Eğitimler, sadece yapımcı olmak isteyenler için mi?

Hayır...'Yapımcılık'üretimin planlandığı ve uygulandığı bir alan olduğu için, sinemada yapımcılık dışındaki alanlarda üretim yapmayı planlıyor da olsanız, bu eğitim projenizin sağlığı açısından çok faydalı olacaktır. Yapımcının bakış açısını ve bir filmin nasıl yapıldığını her aşamada öğrenebileceksiniz.

*Atölyelerinize katılarak, projemi geliştirebilir miyim?

Evet...Çünkü öğrendiğiniz bilgiler doğrultusunda, görüşlerinizi yapımblab'ın danışmanlığında geliştirebilecek ve sunuma hazır hale getireceksiniz.

*14 haftalık programla, 6 aylık program arasında ne fark var?

14 haftalık program,yapımcılığın her aşamasını detaylı bir şekilde ele alan programdır. 6 Aylık program ise bu eğitime ek olarak proje geliştirme ve uygulama bölümünü de içerir. Her iki programa da katılanlar, sadece öğrencilik değil, gerçek ortamlarda uygulamaları gözlemlemlecek ve aktif olarak yer alacaklardır.

*Kısa süreli seminerleriniz devam edecek mi?
Şu anda Ortak Yapım, Kariyer ve Kısa Film Yapım atölyelerine kayıt alınmaktadır. Yeterli sayıya ulaşılınca atölye açılacaktır.

*Senaryomu okuyup, bize görüş bildirir misiniz?
Bu çalışma Yapımlab'da profesyonel olarak verilmektedir.


Daha farklı sorularınız için info@zeynofilm.com'a mail atabilirsiniz.

Herkese sevgi ve selamlar...

6 Kasım 2010 Cumartesi

ULUSLARARASI İZMİR KISA FİLM FESTİVALİ ARDINDAN...

Merhaba Yapımlab Takipçileri,
Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali,başarılı bir organizasyonla bitti. Size oradan her an yazamadım çünkü çok yoğun bir program vardı ve ben bilgisayarımda e postalamı bile kontrol edecek zaman bulamadım. Ama sizlere kısaca özetlemek istiyorum:5 Kasım Cuma saat 14.00 civarı İzmir'e vardım ve saat 17.00 de yaklaşık 2 saat süren bir atölye çalışması gerçekleştirdim.İzmirli sinemaya ilgi duyan arkadaşlarla bir araya gelmek oldukça verimli geçti. Katılanların 'Yapımcılık' konusunda bakış açısı geliştirmeye başladıkları konusunda geribildirimler aldım...Ve cumartesi günü 11 filmi izleyip değerlendirdik. Birincilik ödülü Gürcistan yapımı, yönetmenliğini Tornike Bziava'nın yaptığı Aprilis Suski, özel ödülü ise Türk yapımı, yönetmenliğini Erol Mintaş'ın yaptığı Berf isimli film kazandı. Yarışma seçkisi oldukça 'iyi' bir seçkiydi. Bu nedenle programı oluşturan Kayhan Kırmızıgül,Tuna Yılmaz ve emeği geçenleri kutluyorum.
Bugün öğle uçağı ile de İstanbul'a döndük.

Bu hafta, sizlere buradan rutin yazılarıma devam edeceğim. Yapım laboratuvarının 'temel yapımcılık' üzerine eğitimi 13 Kasım'da başlıyor. Kontenjanımız dolmak üzere...Yine buradan belirttiğimiz 'Yekta Kopan ile okumak/yazmak' atölye çalışması bayram sonrasına ertelendi. Kesin tarihini bu hafta buradan açıklayacağız.

Bir de, bu hafta İstanbul Modern'de 'Kutluğ Ataman'ın 'içimdeki düşman' isimli video çalışmalarının yer aldığı sergisi açılıyor. Bence herkes görmeli...

Herkese iyi haftalar diliyorum...

4 Kasım 2010 Perşembe

Ulusararası İzmir Film Festivali Öncesi...

Sevgili Yapımlab Takipçileri,
Birazdan İzmir'e doğru yola çıkıyorum. Bu gün saat 17.00 de 'yapımcılık kavramı' üzerine bir atölye çalışmam var. Yarın da yarışmadaki aday filmleri izleyeceğim.
İzmir'den bu davet geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Çünkü, 'kısa film'i çok önemsiyorum. Sinemacı olmak isteyen herkesin,özellikle 'yönetmen' olmak isteyen arkadaşların böyle bir deneyim yaşamaları gerekiyor. Çünkü 'kısa film' çekmek, onlara sadece artistik ve teknik deneyim kazandırmasının ötesinde, pekçok festivali ve organizasyonu görme fırsatı yaratacaktır. Bunun yanısıra profesyonel olarak gelişmeye başlayacaktır.

Bana günde yeni 'proje' sunan 100 civarı e-posta geliyor. Bunların pekçoğu uzun metrajlı sinema projeleri..Buradan bütün yaratıcılara bildirmek isterim ki, daha filme çekilmemiş olan senaryonuzu,projenizi,eserinizi profesyonel değerlendirmeler dışında hiçbir yere e-posta ile göndermeyin. Çünkü hergün gelen bunca projeyi okumak ve değerlendirmek, takdir edersiniz ki çok zor. Oysa, günümüzde digital format, her türlü üretime çok elverişli. Bu noktada,kısa film yapmış olanlar, öncelik kazanıyorlar. Çünkü bir üretim yapmış ve bu noktada profesyonelliğe adım atmış. Yine aynı bağlamda 'kısa film' projelerini, özellikle bu işe yeni başlayacak arkadaşlardan geldiğinde daha heyecanla değerlendirmeye alabiliyorum.

Dolayısıyla, özellikle bu mesleği yapmak isteyenler, kısa film ile işlerinize başlayın. Dünyada kısa film'in önemli bir tür olduğunu unutmayın. Önce kısa film tasarlayın ve bu süreci yaşayın...Eğer siz iyi bir sinemacı olacaksanız, bu mutlaka bu filmde gözükecektir. Unutmayın, dünyada tanınan ünlü yönetmenlerin çoğunun kısa filmi var. Ve o kısa filmleri izliyoruz...

Umarım, yarışmadaki filmler de bu yukarıda yazdıklarımı teyid eder kalitededir...

Sizlerle buradan paylaşmaya devam edeceğim...