HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

6 Nisan 2012 Cuma

SİNEMACILAR BU HAFTAYI İYİ DEĞERLENDİRMELİ...

Sevgili Dostlar Merhaba,
Benim en sevdiğim zamanlardan biri... Bahar geldi, festival geldi ve bir dolu film, bilgi ve festival konukları geldi...


Festivali takip etmek, festivaldeki seminer ve atölyeleri takip etmek, bu meslekte  ilerlemek isteyenler için bir 'okul' niteliği taşımakta... Benim için hep öyle oldu, hala da öyle...


Dolayısıyla, bu hafta Köprüde Buluşmalar seminerlerini kaçırmamanızı öneriririm...


Hatta bir fikir üzerine çalışanlar ya da proje geliştirme aşamasında olanlar için, bu seminerlere katıldıkları gün yeniden projelerine bakarak bir değerlendirme yapmalarını şiddetle öneririm...


Bu arada buradan duyurayım: Geçen haftalarda yaptığımız sunum semineri oldukça ilgi gördü.  Bu nedenle 20 Nisan'da yeniden yapacağım. Önce blogdan duyurmak istedim. Kayıt yaptırmak isteyenler 0 212 252 4556'dan Ayşegül Hanım'ı arayabilirler...


Ve de, güzel bir haber: Ümit Ünal Atölyesi kayıtları doldu. İlginize çok teşekkür ederiz. Atölye katılımcıları ilk çalışmalarını 9 Nisan 2012 Pazartesi akşamı yapacaklar...


Herkese iyi cumartesiler:) 

4 Nisan 2012 Çarşamba

PROJE GELİŞTİRME İLE İLGİLİ ÖNERİLER -2

Merhaba Dostlar,
dünkü yazıma bugün devam ediyorum... Projenizi geliştiriken 2 ayrı yapının projeyi oluşturduğunu unutmayın... Bunlardan bir tanesi, fikriniz, hikayeniz ve bundan dolayı oluşan senaryonuzdur. Bir diğeri ise bu senaryonun 'yapım mantığı'nın oluşmasıdır. Bir proje bu 2 temel oluşursa ancak gelişip, somutlaşabilir...


Aksi takdirde, biri diğerinin tehdidi olur. Yani, hangi taraf iyi olursa olsun biribirini destekliyor olmalıdır. Yani , senaryo ile bütçe hedeflere uyumlu değilse ilerleyemezsiniz... Bu projenin yapılabilmesi için gerekli mantığın oluşmadığını gösterir.


Bu mantığın kurulabilmesi için de, yönetmenin konumu, yapımcının konumu ve en önemlisi projenin konumlandırılması arasında denge kurulması gerekmektedir. 


Bir fikir ya da hikaye sahibi olanlar, genellikle buna 'proje' dedikleri için kafa karışıklığı olur... Oysa buna 'film olabilecek bir fikrim var, bunun senaryosunu da oluşturdum' denilmesi gerekir. Çünkü, bunun gerçek dünyada hayat bulması projelendirilerek olabilir.


Dolayısıyla, proje geliştirirken:


- Fikriniz ile nasıl fark yaratacağınızı mutlaka düşünün.


-Fikrinizin yaratacağı farkı biliyorsanız, bunun sağlamasını mutlaka yapın... Bunu için film izlemek, dünyadaki gelişmeleri ve bakış açısını takip etmek önemlidir.


-Yapımcılık fikri ile ilgili, klişe ve kulaktan doma düşüncelerinizi değiştirmeye başlayın. Yapımcılığın ne olduğunu anlamaya çalışın.


-Yapımcılığın ne olduğunu, sizden gerçekçi olarak ne bekleneceğini, yapımcıdan önce siz bilin.


-Doğru ve gerçekçi hedefler koymayı öğrenin.


-Filminize yatırımcı bulmanız yapımcı bulduğunuz anlamına gelmez. Yatırımcının, yatırımlarının boşa gitmemesi için 'yapımcı' ya ihtiyacı vardır.


-Finans planının ne anlama geldiğini öğrenin. Örneğin projeniz Kültür Bakanlığı'ndan ilk kez ödenek aldıysa, finans planınızdaki yüzdesine bakın. %60'dan aşağıdaysanız, heyecanla filme başlamayın.


-Fikrinizi ya da senaryonuzu profesyonel olarak değerlendirmeye sokun... Yani bir senaryo doktorundan ya da danışmandan bu konuda destek alın.


-Filmin yapım tarafı ile yaratım tarafının denk yürüyebilmesi için günümüzde yapımcılığın ne anlama geldiğini öğrenin....




Sevgili dostlar, bu konuyu yazmaya devam edeceğim. Görüş, öneri ve sorularınızı info@zeynofilm.com adresine gönderebilirsiniz...





3 Nisan 2012 Salı

PROJE GELİŞTİRME İLE İLGİLİ ÖNERİLER -1

Merhaba Sevgili Dostlar,


Bahar ile birlikte sinema dünyası da canlanıyor... Festival başladı, haftaya 'köprüde buluşmalar' ardından Cannes ile başlayan festival maratonu... Ve tabii yeni projeler, yeni senaryolar dünyada kendine bir yer bulabilmek amacı ile yolculuklarına başlayacak...


Bunun için donanımlı olmak, bilgili olmak, bu işlerden en önemlisi... Türkiye'de sinema alanında 'bilgi' hep ikinci plana atılır... Herkes işi, 'kulaktan dolma' metotlarla yapmaya çalışır daha doğrusu 'işi kotarma' fikri ile hareket eder... Oysa hem 'bilgi' ye, hem de 'metod'a ihtiyaç vardır. Ve tabii en ideali bilgileri her gün geliştirerek, kişinin kendi metodunu yaratmasıdır.


Bugün sinema alanında üretmek ve varlık göstermek isteyenlere birkaç pratik önerim olacak... Bunlar aslında hayatımızda düzene koyarak, pek çok fayda sağlayacağımız şeyler:


*Her gün projeniz için bir şey yapım... Ve her akşam, 'düne göre neredeydim?' sorusunu sorun...


*Projenize hakim olabilmek için zaaflarını fazlasıyla görmeye çalışın...


*İlk adımda büyük, ulaşması zor hayallere kitlenmek yerine, kısa vadeli hedefler ve bu hedeflere uygun amaçlar oluşturun.


*Kendinize günce tutun ve projeniz ile birlikte kendinizin değişimini ve gelişimini takip etme fırsatı bulun.


*Arkadaşlarınızdan duyduklarınızla, hayal kırıklığı yaşayıp, kendiniz ile ilgili yanlış değerlendirme yapmayın.


*Bilgiden ve öğrenmekten hiç vazgeçmeyin... 'Ben bunu biliyorum' ya da 'Bu böyledir ve başka alternatifi yoktur' düşüncelerine saplanıp kalmış kişiler ilerleyemezler.


*Her zaman yeni fikir ve disiplinlere açık olun. Kendinizinkinin 'en iyi'si olduğuna inanabilirsiniz, ama karşınızdaki de bu konuda aynı inanca sahip olabilir. Objektif bakış açısını kendinize de objektif olarak bulabilirsiniz.


*Hata yapmaktan korkmayın, hataları ders alacağınız bir fırsat olarak görün ve hata yaptıysanız bunu kabullenin. 'Hata yapmam' gibi bir inatlaşma kişiyi geriye götürür.




*Sinema alanını, uzun ve maceralı bir yol olarak görün... Sanki hayat gibi... Sinema alanında başarılı olmak konusunu 'ödüllenmek' kriterine odaklamayın... Unutmayın ki 'ödül veya başarı' kazananlarda bu zorlu yollardan geçtiler. 


*Yaptığınız bir işteki hem başarınız, hem de başarısızlığınızla yüzleşin...


*Savaşçı olun, hemen yılmayın... 




Bu sabah, size deneyimlerimden oluşan, çoğunlukla da YAPIMLAB derslerinde örneklerle ele aldığımız konuları buradan paylaşmak istedim...


Hepinize, kendiniz ve projenizle ilgili bir adım daha ilerlediğiniz bir gün geçirmenizi dilerim...

2 Nisan 2012 Pazartesi

6 NİSAN ORTAK YAPIM SEMİNERİ İÇİN FIRSAT




6 NİSAN ORTAK YAPIM SEMİNERİ'NE  3-4 NİSAN'DA  KAYIT YAPTIRANLARA %10 İNDİRİM....


0 212 252 4556'DAN AYŞEGÜL YEŞİM'İ ARAYABİLİRSİNİZ...






SEMİNER KONULARI:

-ORTAK YAPIMCILIK KAVRAMI NEDİR? NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

-AVANTAJLARI NEDİR?

-ORTAĞIMI NASIL SEÇERİM?

-TUZAKLARDAN UZAK ORTAKLIK FORMÜLÜ-ORTAK YAPIM SÖZLEŞMESİ
-YAPIMIN MANTIĞININ KURULMASI(PRODUCTION STRUCTURE)

-EURIMAGES VE AVRUPA FONLARI KATILIMLARI NASIL GERÇEKLEŞİYOR

Bu çalışmaya katılanlar ile seminer sonrası bir gün için görüşme organize edilecek ve kişiye özel konu ile ilgili bir toplantı yapılacaktır.

Twitter + sahte @bilgeceylan hesabı ve devamı...

Merhaba Sevgili Dostlar,
İlginç bir durumu sizlerle buradan paylaşmak istiyorum...


Sosyal Medya'nın soru işaretleri bırakan bölümü bu belkide... Onun için aşağıda yazdıklarımı okumanızı rica ediyorum...


Ben, Twitter hesabımı açtığımda Temmuz 2009'du... Ortalık şimdiki kadar hareketli değildi... Henüz bazı şeyleri anlamaya çalışırken birden @bilgeceylan hesabını gördüm. Tabii hemen NBC'ye kendisi olup olmadığını sordum.Kendisinin bilgisi ve haberi olmadığını söyledi... 


Ardından, bu hesabın takipçileri artmaya başladı. Her ne kadar bunu duyurmak için çalışsam, basın bültenleri hazırlasam da bu sahte kimlik 'nuri bilge ceylan'ın adını kullanarak, pek çok takipçi çekti... Böyle geçen 2 yılın ardından, geçtiğimiz yıl Cannes'da profesyonelce yaptığımız sosyal medya çalışması sırasında benim, filmin ve film ekibinin twitter hesaplarından gezinti yaparak, kendi hesabından Cannes haberleri yayınladı...


İşte bu noktada, twitter ile bağlantıya geçtik ve isminin yanına (parody) ibaresi eklendi... 'Parody' taklit anlamına geliyor. O günlerde, bu hesabın sahibi benimle bağlantıya geçti ve kimliğini açıklamadı... Sadece kendisini twitter'a şikayet ettiğimiz için oldukça kızgındı...


Ardından yaklaşık 1 yıl daha geçti... 2 gün önce bir e-posta aldık...
E-postada yine isim yoktu. Bu hesabın sahibinin arkadaşıymış, bu hesap 'organik' takipçiler içeriyormuş ve biz istersek belli bir ücret karşılığında bu hesabı devredebilirmiş. Ben de kendisine kimliğini ve istediği şartları sordum. Kimliğini açıklayamayacağını, hesabı devretmek için ise istediği meblağı yazdı. Kendisine 1 TL'ye bile devretmek istese,taklit bir hesabı satın almayacağımızı yazdım... Sinema dünyasında, dünyanın her yerinde ilgiyle izlenen bir yönetmenin para vererek takipçi satın alması, oldukça ironik olurdu değil mi? 


Düşünebiliyor musunuz, birileri bir başkasının üzerinden hesap açıp 197.000 kişiyi kandırıyor, ardından da bu kandırdığı 197.000 kişiyi kullanarak para istiyor. Üstelik kimliğini açıklamıyor. 


Bu durum, biraz trajikomik bir hale dönüştüğü için, buradan paylaşmak istedim. 
Bu yazıyı okuyanlar bu kişiyi @bilgeceylan hesabını 'unfollow' edin ve gerçek Nuri Bilge Ceylan'ı takip etmek istiyorsanız @_nbc_ hesabını takip edin...


Bilginize sunulur...









1 Nisan 2012 Pazar

6 NİSAN ORTAK YAPIM SEMİNERİ

Merhaba Sevgili Dostlar,


Reklam sektöründen sinema alanına geçtiğim günlerde, uluslararası alanda başarılı projeler yapan yapımcıları, yönetmenleri incelemiştim. Hepsinin ortak yanı 'ortak yapım' yapmış olmalarıydı.


Sinemada 'Ortak Yapım' oluşturabilmek önemli ve içinde pek çok ayrıntı barındıran bir süreç... Ama bir o kadar da sinerjik, prodüksiyonun hareket kabiliyetini arttıran bir 'yapımcılık modeli'...


Ancak, bu sadece yapımcıları ilgilendiren bir konu değil, yönetmen ve senaryo yazarlarının da bazı önemli kriterlere sahip olması gerekiyor. Dolayısıyla, çok yaratıcı bir yapımcılık modeli...


Ben, bu alanı fark ettikten itibaren yani ilk filmimden itibaren, tüm çalışmalarımı 'ortak yapım' olarak gerçekleştirdim... Hatta bu konuda 2010 Yılında Avrupa film akademisi, Eurimages ödülünü kazandım...


Şimdi bilgileri, sinemanın profesyonelleri ile paylaşma zamanı....


Dolayısıyla 6 Nisan Cuma günü, bu konu üzerine bir seminer veriyorum...


Başlıca konular:



-ORTAK YAPIMCILIK KAVRAMI NEDİR? NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

-AVANTAJLARI NEDİR?

-ORTAĞIMI NASIL SEÇERİM?

-TUZAKLARDAN UZAK ORTAKLIK FORMÜLÜ-ORTAK YAPIM SÖZLEŞMESİ
-YAPIMIN MANTIĞININ KURULMASI(PRODUCTION STRUCTURE)

-EURIMAGES VE AVRUPA FONLARI KATILIMLARI NASIL GERÇEKLEŞİYOR

Bu çalışmaya katılanlar ile seminer sonrası bir gün için görüşme organize edilecek ve kişiye özel konu ile ilgili bir toplantı yapılacaktır.
Kayıt için : 0 212 252 4556

SINIRLARIMIZ... HAYIR DİYEMEMEK...VS...


Bu yazıyı yazmaya neden karar verdiğimden başlamak istiyorum. Yaklaşık 2 yıldır, sinema alanında üreten ve üretmek için çalışan genç profesyonellerle çalışıyorum. Kimilerinin, 'hakkım yenmesin, kişiliğime bir zarar gelmesin' diye gelişmiş savunmacı ve aşırı korumacı bir refleksle olur olmaz her şeye itiraz ettiğini, büyük bir çoğunluğun ise toplumdaki pek çok kişi gibi 'HAYIR' diyemediğini gözlemliyorum.

Aslına bakarsanız, bende sektörde çok uzun yıllar, bu iki davranış biçimi arasında gidip geldim... Kimseyi incitmeyeyim kimse üzülmesin diye hiç 'HAYIR! Diyemediğim zamanlar ya da kendimi kendimce korumak için oldukça keskin 'HAYIR'lar... Cesaretsiz iki davranış da fazlasıyla hayatımda oldu. Bu meslekte üretmek isteyip te bu sorunu yaşamayan pek az insan olduğunu düşünüyorum.

Uzun yıllardır, bireysel gelişim konusuna çok önem verdiğim için, bu konu hep kafamda bir soru oldu... Sonra, yavaş yavaş 'sınırlar'ımı belirlemenin beni ne kadar özgürleştirdiğini öğrendim ve keşfettim. Sektördeki özellikle genç arkadaşlarda bu sıkıntıyı fazlaca gözlemlediğim için, bu konu ile ilgili düşüncelerimi burada ele almaya karar verdim...

Sınırlar, kendimizi tanımlar. Kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı belirler. Sınır, benim nerede bittiğimi ve bir başkasının nerede başladığını görmemi sağlayarak bana sahip olma hissi verir.Neye sahip olduğumu ve nelerden sorumlu olduğumu bilmek özgür olmamı sağlar. Bahçemin nerede başlayıp, nerede bittiğini bildiğimde istediğimi yapmakta özgür olurum. Hayatımın sorumluluğunu üzerime almak bana pek çok değişik seçenek sunar. Ancak, kendi hayatıma sahip çıkmazsam, karşıma çıkan seçenekler ve çeşitler azalır.

Sınırlar nelerden sorumlu olduğumuzu göstermenin yanı sıra, nelerin mülkümüzde olmadığını ve nelerden sorumlu olmadığımızı da tanımlamamızı sağlar...
Örneğin bizler 'başkalarından' sorumlu değiliz... Başkalarına karşı 'kendimizden' sorumluyuz.*

Bu çok önemli bir farktır. Bunun farkında olmak, bu konuyu hemen netleştirmektedir.

Aslında kendimiz tanıyarak işe başlamalıyız. Bunun içinde kendi kendimize karşı objektif bakabilmeli ve gerektiğinde hayır diyebilmeliyiz.

Burada sinema sektöründe 'yetenek' ile ilgili bir örnek verebilmek gerekirse, yeteneklerimiz kendi sınırlarımızda ve sorumluluğumuzdadır. Yine de onları subjektif sahiplenmek ve geliştirmemek ürkütücü bir durumdur ve riskler taşır.
Doğa vergisi yeteneklerimizi kullanmanın yanı sıra bunu üretime çevirme sorumluluğunu aldığımızda mutlu oluruz. Yani yeteneğimizi geliştirmek için somut çalışmalar yaptığımızda...
Yeni ve zor olan bir şeyi denerken herkes korkar. Ama insan korkusuyla yüzleşmediği için değil, elinden gelenin en iyisini yapmadığı için acı çeker... Ve işte o noktada 'sınır'sızlık ve öfke, dış odaklı sorun görme konusu devreye girer.
Bunun için öncelikle;
-Kendi düşüncelerimize sahip çıkmalıyız
-Bilgi yönünden büyümeli ve zihin haritalarımızı genişletmeliyiz.
-Karmaşık düşüncelerden kurtulmalıyız, net olmalıyız.

Kişisel sınırlarımızı bu yollara başvurarak tanımamız önemli adımlardan biri olacaktır.

Dolayısıyla kendimizi üretmek istediğimiz alanda doğru konumlayabilir ve hedef koyabiliriz... Dolayısıyla neye 'evet' neye 'hayır' diyeceğimizi daha iyi biliriz.

Bu aynı şekilde karşımızdakilerle de doğru bir iletişim kurmamızı sağlar. Kendini konumlamaktan aciz kişiler, sınırlarını bilemez ve sınırlarını koyamazlar.

İletişim alanında 'sınır' bilmek çok önemli bir konudur... Bu konuda hem çok sınırlarını bilen, hem de hiç bilmeyene nice insanla karşılaşan biri olarak, bu konuyu başka bir yazı da ele alacağım.

Herkese iyi pazarlar...



*SINIRLAR-Koridor Yayınları
Dr.Henry Cloud
Dr.John Townsend