HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

25 Mayıs 2013 Cumartesi

2013 CANNES - CRİTICS'S WEEK KAZANAN FİLM SALVO

Merhaba Dostlar,
Herkese iyi pazarlar... Bildiğiniz üzere Cannes Film Festivali bu akşam kapanıyor. Sonuçları ben de merak ediyorum. Eğer sinema sektöründe kariyer planlarınız varsa, bu ödül törenini mutlaka izleyeceksiniz. Ben bu yıl işlerim nedeni ile Cannes'a gidemesem de, teknoloji sayesinde, tüm kırmızı halı seremonilerini, basın toplantılarını, photo call seanslarını izledim. Benim için yine çok yararlı oldu... Bu tip takipleri yapabilmek artık çok daha kolay... Eskiden sadece ve sadece yerinde takip edebilirken, şimdi önemli gelişmeleri sanal ortamda izleyebiliyoruz. 

Elbette orada olup, filmleri de izlemek en mükemmeli olurdu ama bu da oldukça yararlı ve atmosfer hakkında size çok değerli fikirler verebiliyor. Nisan ayından beri tüm öğrencilerime bu takibi yapmalarının yararlı olacağını söylüyorum, hatta derslerde yorumlamalarla geçen bir bölüm yapıyoruz. 

Critic's week, Cannes'ın bağımsız bölümlerinden birisi... İlk ve ikinci filmleri kabul ediyor. Dolayısıyla, o bölüm, benim her yıl çok fazla ilgimi çeken bölümlerden biri.. Dünyada ilk veya ikinci filmini çekmiş kariyerinin başındaki yönetmenleri izlemekten  büyük zevk alıyorum.

Bağımsız bölümlerin sonuçları, resmi yarışma sonuçlarından 1 gün önce açıklanır. Dün Cannes'dan ilk haber Critic's Week'ten geldi. 

Bu yıl 2 yönetmenli bir film kazandı. 
yönetmenler ödülü alırken

Senaryo ve Yönetmenliğini Fabio Grassadonia ve Antonio Piazza'nın yaptığı SALVO isimli film kazandı. Yönetmenler daha önce yaptıkları RITA isimli kısa filmle tanınıyorlar. 

Bundan sonraki işleri nasıl olacak, ben de merak ediyorum. Şimdi merak ettiğimiz yönetmenler listesine yenisi eklenmiş oldu. 
Fabio Grassadonia & Antonio Piazza





Ben de sizler için konusu ile ilgili Lee Marshall tarafından yazılmış bir yazıyı,
Murat Güneş'in çeviriyle paylaşmak istedim.




SALVO*

Yönetmen / Senaryo: Fabio Grassadonia & Antonio Piazza. İtalya-Fransa. 2013 – 109 dk.

Fabio Grassadonia ve Antonio Piazza'nın ilk uzun metraj ortaklıkları Salvo'da değişimi tetikleyen, bir mafya tetikçisinin kurbanlarından birinin kör kız kardeşiyle buluşması oluyor. Paolo Sorrentino'nun The Consequences of Love'ı ve Leonardo Di Costanzo'nun yakın tarihli The Interval'ı gibi, Salvo da kaçınılmaz biçimde kaderine mahkum bir kadın-erkek uzlaşmasını dışarıdaki şiddet ve acının karşısına koymakla yabani kaosun ortasında insanlığa dair bir hak talebinde bulunarak, hatta bir tür mistik kurtuluşun peşinde koşarak gangster öyküsü türüne dair beklentilerimizi zorluyor. Film bunu tutku ve yoğunlukla, ikna edici bir şekilde yapıyor olsa da, karakterler daha derin olsa ve filmin bütününe bir uzatılmışlık hissi hakim olmasaydı etkinliği çok daha yüksek olurdu.

Salvo, ortak yönetmenlerin benzer bir hikayeyi çok daha genç protagonistlerle anlattıkları Rita adlı kısa filmlerinin yeniden ele alınmış hali. Kör bir kızın “bakış açısı”nı kullanmasıyla Rita kadar izlenimci bir film olan Salvo, Palermo'nun sıcak ve klostrofobik odaları, derme çatma deniz kıyısı evleri, karanlık bodrumları, mafya kontrolündeki sokakları ve yıkılmaya yüz tutmuş fabrikalarında geçiyor, ve filmi en güçlü yönlerini yönetmenlerin bu bunaltıcı atmosferi kontrol edişleri, ve resmettikleri rayından çıkmış dünyaya dair vizyonları teşkil ediyor. Bu güçlü vizyonun filme anlatısal eksikliklerine rağmen İtalya dışında birkaç arthouse gösterim imkanı sağlaması olası. 

Araba radyosunda duyduğumuz haberler bize Palermo'da yazın en sıcak günlerinin ortasında olduğumuzu bildiriyor; Salvo'yu (Bakri) ve hesabına çalıştığı güçlü ama yaşamından usanmış eski mafya patronu Pupella'yı patrona yapılan bir suikast girişimini atlatmaya çalışırken görüyoruz. Acemice düzenlenmiş girişimin emrini verenin peşine düşen Salvo, adamın denize nazır evine girdiğinde kovalamacanın adrenalin dozu azalıyor, ve Salvo evin içinde sessiz adımlarla yürüyerek rakip mafya patronunun bodrumda para saymakta olan kör kızı Rita (Serraiocco) ile karşılaştığında film varoluşsal gizem türüne doğru adım atıyor.

İkili kendini evin içinde heyecan dolu bir nevi ağır çekim kovalamacanın içinde buluyor; bu kovalamaca aralarındaki ilişkinin nasıl gelişeceğine dair bir önsezi yaratıyor. Filmin neredeyse hiç diyalog içermeyen bu ilk 20 dakikalık son derece sürükleyici kısmında ışığın, görüntü dışı gürültülerin ve kamera bakış açısının kullanımı gerçekten etkileyici.

Bu noktada sert adam Salvo ve hayatını bağışladığında görme yeteneğini yavaş yavaş geri kazanmaya başlayan kör genç kadınla ilgili her ikisinin de kendilerince birer kurban, kirli bir oyunun piyonları oldukları dışında çok az şey bilmemiz bir sorun teşkil etmiyor (bununla birlikte, Salvo'nun çoğu mafya zengini gibi sefalet içinde yaşayan patronu bile onun bu organize suç oyunundaki rolünün baskısı altında gözüküyor).

Fakat senaryonun saikler ve öykülerin arka planlarıyla ilgilenmemesi, hikaye dolambaçlı yollara girdikçe ve izleyici hikayeden burada ve şimdi olup biten dışında çok da bir şey alamayacağını fark ettikçe sorun teşkil etmeye başlıyor. Erkek kardeşinin işini bitirdikten sonra Salvo küplere binmiş, çaresiz Rita'yı uzaktaki bir beton fabrikasında bir oraya kilitliyor, ve tedbirli bir şekilde bir kuru temizlemecinin üst katındaki köhne kiralık odasına dönüyor. 

Bu noktadaki soğuk ama bir yandan da komik olmanın eşiğindeki sahnelerin bazılarında, cadaloz bir anne iradesiz oğlunun (Lo Cascio) üzerinde zalimce bir baskı kuruyor. Salvo, adeta düşman topraklarından dönmüş bir asker gibi, artık ortama uyum sağlayamıyor; klanına geri dönüyor, fakat şüphe her yanını sarmalamış durumda. Sessiz ve dikkatli bir adam olan Salvo bunun farkına varacak kadar da akıllı.

Bu esnada, Salvo'nun beton fabrikasında mahsur kalmış durumdaki Rita ile ne yapacağını bilemeyen tek kişi olmadığını hissediyoruz. İnanılmaz bir kavga verdikten sonra Rita ile kendisini esir alan arasındaki buzlar eridiğinde ortaya çıkan durum, standart bir romantik komedinin üçüncü perdesindeki ani gevşemeyi andırıyor: senaryoda böyle yazılmış, dolayısıyla kabullenmek durumundayız.

Filmdeki imgelemin önemli bir kısmı sembolizme gebe: İtalyancada “Salvo” kelimesi aynı zamanda “ben kurtarırım” anlamına gelen bir fiil çekimine tekabül ediyor, ve el basma ritüelleri, Rita'nın avuçlarındaki yaralar gibi başka sembolik durumlar da söz konusu. Peki tetikçi Salvo bir kurtarıcı, bir keramet sahibi mi? Eğer bu soruyu sorduran karakterlere daha fazla bağlanabilseydik sorunun yanıtı çok daha ilginç olacaktı.

*Kaynak ve yazının orjinalini okumak için  :
http://www.screendaily.com/reviews/the-latest/salvo/5056226.article?blocktitle=Critics'-Week&contentID=40450

Çeviri : Murat Güneş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme