HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

14 Eylül 2010 Salı

BİR YAPIMLAB KATILIMCISININ GÖZLEMLERİ....

Sevgili Yapımlab Takipçileri,
Ali Kemal Güven Yapımlab'ın Temmuz ayındaki çalışmalarına katıldı. Eğitimini şu anda Amerika'da sürdürüyor ve önümüzdeki yıllarda hem yazdığı senaryo ve tiyatro oyunlarıyla, hem yönettiği filmlerle kendinden çok söz ettireceğine inanıyorum. Aşağıdaki yazısını bu sabah e-postalarımın içerisinde görünce çok mutlu oldum. Böyle bir geribildirim almak, benim için çok değerliydi...Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum. YAPIMLAB'ı bir de O'nun kaleminden okuyun...YORUMSUZ yayınlıyorum...Herkese selam ve sevgiler...

Ali Kemal Güven'den YAPIMLAB için bir yazı:

“ZEYNEP BİZİ CANNES’A GÖTÜR!”



Bu yazıyı 10 bin türk lirasıyla ilk uzun metraj filmini çekmiş, yazılı ve görsel basında gerçek anlamda ‘fazlasıyla’ (belki de gereğinden fazla) haber olmuş ve iki sene sonra (sonunda!) VCD/DVD olarak tüm Türkiye’ye dağıtılması için teklif almış genç bir yönetmen olarak yazıyorum. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? İşin doğrusu, benim ve ekibim için böylesine önemli bir teklifi kabul edemeyeceğim; yani filmim seyirciyle buluşamayacak. Bu benim suçum. Peki filmimden önce YAPIMLAB’e gitmiş olsaydım böyle bir sorunla karşılaşacak mıydım? Hayır. Çünkü tüm anlaşmalarım; sözleşmelerim net, açık ve değiştirilemez olacaktı. Biz duygularla yaşayan insanlar olmasak üretemeyiz. Ama bazen heyecanı, mutluluğu bir kenara bırakıp derin bir nefes almak gerek. Ben başkalarının tecrübeleriyle gelişen/değişen bir adam olduğum için sizinle samimi duygularımı ve YAPIMLAB tecrübemi paylaşmak istedim.



Arkadaşlar, YAPIMLAB’e ihtiyacınız var. Nokta. “Amaan ben yapımcı değil yönetmen olmak istiyorum! Hem yapımcı olacak kadar param yok!” dediğinizi duyar gibiyim çünkü zamanında birebir bu cümleleri ben kurdum. Yanlış. Sakın bu hataya düşmeyin. Kendi filminizin yapımcısı o-la-bi-lir-si-niz. Ama benim düştüğüm hatalarla düşmemeniz için yapımcılık kavramını öğrenmeniz gerek. Türkiye’de yaşıyoruz. Sınırlar, olanaklar, türler belli. (Özellikle Atıf Yılmaz gibi adamlar gittiğinden beri.) Yeni, farklı birilerinin ışıldaması için yeterince olanak yok. Herkesin zamanı, parası kıymetli. Kimsenin yeni insanlarla kumar oynamaya niyeti yok. Ekonomisi, geleceği, istatistikleri bu kadar bulanık bir ülkede ‘onlara da’ hak vermek gerek diye düşünüyorum. Olsun varsın, sizin filminizi yapmasınlar. Bu dünyanın sonu değil. Sadece şöyle bir gerçeğin özeti; ilk-belki de ilk üç filminizin yapımcısı olmanız şart. Söylenip durmak yerine harekete geçmeniz gerek! Hemen şimdi!



Bir dakika-bir dakika! Filminize başlamadan önce iki altın kuralı bilmeniz şart:



1) Eldeki imkanları sonuna kadar zorlayacaksınız. Kendinizi teyzenizin evinde Serra Yılmaz’la film çekerken bulabilirsiniz.

2) Para kazanabileceğiniz herhangi başka bir iş bulun, uzun süre filmlerinizden para yok! Üstelik development süresince giderleriniz, harcamalarınız olacak.



Bu iki gerçekle barıştığınız vakit harekete geçme zamanıdır. Ama harekete geçerken her adımınızın planlı/programlı olması gerek ki sonuç doğursun. Bu sonuç nedir: filminizin hayata geçebileceği olanakların hazır hale gelmesi. Hedef koyarken doğru strateji belirlemek şart. Adım adım. Emin ve sakin ilerlemek gerek. Peki bu merdiveni kurmayı, bu sağlam basamakları döşemeyi size kim öğretecek? Cevap: Zeynep Özbatur Atakan.



Dürüst olalım, biz genç sinemacılar “ZEYNEP BİZİ-DE CANNES’A GÖTÜR!” diye boynuna atlamak istiyoruz. Nasıl ki Türkiye’de yönetmenlik dalında Nuri Bilge Ceylan eşittir Cannes ise; yapımcılık dalında da Zeynep Özbatur Atakan ismi eşittir Cannes’da ödül almak haline dönüştü. Zeyno Film markası için bu büyük, çok büyük bir başarı. Ama bizim için çocukça bir hayal. Altı boş bir hayal. Bunu bir kenara bırakın. Unutun. Siz kendi kendinizi oraya taşıyın. Nasıl olacak?

Türkiye sınırları içerisinde bunu öğrenebileceğiniz tek yer YAPIMLAB. Tanıdığım en akıllı, en başarılı kadınlardan birisi olan Zeynep Özbatur Atakan (üstelik çok esprili) size sadece film yapımcısı olmayı öğretmeyecek, aynı zamanda dünya sinema endüstrisine açılan kapının anahtarını uzatacak. (Madem o kadar yeteneklisiniz, madem projeniz o kadar özel; abartmıyorum demektir. Filminiz hayata geçtiğinde bunlar gerçekleşecek.) Üstelik Atakan anlattığı her konuyu tecrübeleriyle destekliyor. Dışarıdan bakan bir göz asla içerideki kadar ‘neden söz ettiğinden’ emin olamaz, öyle değil mi?



Ben Amerika’da eğitim görüyorum ve pre-production dersimin birebir YAPIMLAB ile aynı olduğunu size garanti ederim. Ki YAPIMLAB çok daha ilerliyor, filmin festival ayağına kadar gidiyor. O ayrı bir macera/ayrı bir eğitim. Üstelik biliyor musunuz, yapımcılık sandığımız kadar karanlık bir meslek değil-MİŞ. Son derece yaratıcılık, vizyon, dinamizim isteyen bir dal. Hatta eğlenceli.



Bana sorarsanız dünya üzerindeki en kuvvetli sanat dalı sinema derim. Geriye kalanlar, hep daha sonra gelir. Sinemacı olmayı istemek, filmini çekmek istemek, hatta ödül almayı hayal etmek çok şahane bir dilek. Çok hemde! Ama bunu gerçekleştirmek uzun bir yol. Savaşa ‘olduğu kadar silah ve zırhla’ giderseniz ne olur? Yenilirsiniz. Çünkü unutmayın birileri sizden hep daha donanımlı ve daha hazır.



Ben yeni projemde/projelerimde o ‘çok iyi hazırlananlar’ tarafına geçtim artık. Sizi de beklerim! Bu güzel şansı değerlendirin. Kişisel bir not olarak ücretlendirmenin de son derece adil olduğunu düşünüyorum.



Herkese Chicago’dan selamlar!

Kraliçe Fabrika’da filminin yönetmeni,

Ali Kemal GÜVEN

alikemalguven@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme