HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

29 Şubat 2012 Çarşamba

SENARYO YAZARI-YAPIMCI ÇALIŞMA MODELİ SEMİNERİ YARIN...

Sevgili Dostlar,
Yarın yapacağım Senaryo yazarı-yapımcı işbirliği model oluşturma çalışması, aynı zamanda uygulamalı bir eğitimdir. Katılımcılar ile belirli konuları konuştuktan sonra 'mikro modeller' oluşturup, minik uygulamalar yapacağız. Bu çalışmanın, daha sonra sizlerle yapacağımız görüşme sırasında projeniz için çok yararlı olduğunu göreceksiniz...
Sınıfımıza sınırlı sayıda öğrenci kabul ettiğimizden son birkaç kontenjan...
Bilgi için 0 212 2524556 dan Ayşegül Yeşim'e ulaşabilirsiniz.
Herkese güzel bir gün dilerim:)

MOTİVASYON(1)


Bu yazıyı yazmaya neden karar verdim?

Bir süredir profesyonel olarak sinema sektöründe üretim yapmak isteyen kişilerle çalışıyorum... Atölye çalışmaları öncesi ya da sonrası katılımcılarla mutlaka sohbet eder, beklentilerini anlamaya çalışırım... Büyük bir çoğunluğun motivasyonunu düşük olduğunu gözlemlerim... Hatta motivasyonu yüksek gibi gözüken, iyimser-hayalperest arkadaşların bile, motivasyonunu yüksek göstermek için çaba gösterdiğini hemen farkederim...

Peki MOTİVASYON nedir?
Motivasyon, bireyin hareketlerinin arkasında bulunan psikoloji dilinde 'güdü' adı verilen güçtür. Davranışa enerji sağlayan organizmanın içindeki ve çevredeki güçler olarak tanımlanır.

Sinema sektöründe gördüğüm motivasyon düşüklüğünü şöyle sıralayabilirim:

  • Fikirlerini doğru aktaramadığını düşünmek,
  • Sektörde kendini kabul ettirme konusunda acele etmek,
  • Fikirlerinin anlaşılmadığını düşünmek,
  • Projelerinin değerlendirilmediğini düşünmek,
  • Sorunların tüm nedeninin 'parasızlık' olduğunu düşünmek,
  • Bunları düşünmekten yapmak istediği işe odaklanamamak,
  • Beklentilerini sadece 'mükemmmel' olana odaklamak...

Aslında genellikle bir role bürünüp, bu rolü oynamaya çalışarak, motivasyon düşebiliyor. Yani, ilk filmle çok büyük başarılar kazanacağına odaklanıyor. Hatta bu konuda çok yüksek hedefler koyuyor, sonra 'ilk film' için çok başarılı sayılabilecek bir sonuç elde edildiğinde, motivasyonu düşüyor...

Oysa, küçük ve sağlam adımlarla hergün mesleğimiz ile ilgili motivasyon arttırıcı küçük ya da büyük birşey bulabiliriz... Bu bir bilgi alışverişi, bir tanışma, bir paylaşım ya da size çok faydası olacak bir eleştiri de olabilir. Çünkü ben her eleştirinin pek çok açıdan yapıcı olduğuna inanırım.
Kazanmak kadar kaybetmek de değerlidir.

İlgilendiğiniz fikrin sizin için en iyisi olduğundan hiçbir zaman %100 emin olamazsınız. Çünkü sürekli yenilenir ve değişir. Hedefe yürürken pek çok kere yol ve strateji değiştirirsiniz. Bu noktada esnek olmayı ve yenilenmeyi öğrenmek gerek...

Dolayısıyla, kendinizi motive etmek için basit şeylerle başlayın:

-Daha çok öğrenin
öğrenmenin sınırı yoktur. İlgi alanınızı besleyecek bilgilere ulaşın. Özellikle sinema alanında üretim yapacağınız için sanatın bütün disiplinleri konusunda bilgi ve görgünüzü arttırın...

-Benzer şeyler yapmış kişileri inceleyin
Sinema alanında yapmak istediğiniz işi yapan, başarılı olduğuna inandığınız kişilerin deneyimleri hakkında bilgi sahibi olun... O kişinin de sizin gibi dönemlerden geçtiğini görmek sizi motive edecektir.

-Kendiniz için kısa süreli günlük, haftalık eylem planları yapın
Kısa süreli eylem planları hazırlayın... Örneğin bugün senaryomun sadece bir sahnesini düşüneceğim ve 2 diyaloğu yazmış olacağım gibi... Ya da bugün, şu yönetmenin filmini inceleyeceğim, oradaki ışık çalışmasını çözeceğim gibi... Ya da bugün şu sergiyi gezeceğim gibi.. Bugün 2 saatimi şu konudaki bilgimi yenilemek için internette zaman geçireceğim gibi...





-Beceri ve yeteneklerinizi gözden geçirin, güçlü ve zayif yanlarınızı keşfedin
Önce yapabileceğiniz işlere odaklanın, oradaki gücünüzü keşfedin... Gücünüzü keşfederken, zayıf yanlarınız daha çok farketmeye başlayacaksınız. Sinema alanında çalışmak istiyorsanız, mutlaka filmyapımının her aşamasını bilmeniz, en azından fikir sahibi olmanız gerekir. Bu nedenle her alanı tanımaya çalışın ve hangi alanda iyi olduğunuzu keşfedin. Örneğin ben sinema-tv okuduğum yıllarda 'yönetmen' 'senarist' olmayı istiyordum, ardından çalışmaya başladım ve 'yapımcılık' alanında daha başarılı olacağımı hissettim ve üzerine gittim. Kişi sişini severse, motivasyonu artar ve daha başarılı olur. O yüzden sinema alanında tek bir konu başlığına takılı kalmayın, her alanı deneyimleyin, öğrenin... Kendinizi keşfetmeye izin verin... Ortalama bir yönetmen olmayı mı, çok iyi bir görüntü yönetmeni olmayı mı tercih ederdiniz... Ya da zor iş bulan bir senaryo yazarı olacağınıza, iyi bir yapımcı olabilirsiniz... Bu bağlamda 'şu olacağım ya da bu olmam gerek' gibi meselelere takılıp, gerçek yeteneğinizi görmezden gelmeyin.

-Kendinizi objektif değerlendirin ve güçlü yanlarınızı öne çıkararak motive olun
Kendiniz ile ilgili beğendiğiniz ve beğenmediğiniz özellikleri yanyana yazın... Bunlar somut kavramlar olsun. Çalışkanlık özelliğinizin nerelerde kığprdadığını, ya da tembellik etme ihtiyacınızın nerede başladığını yazarak başlayabilirsiniz. Size kocaman bir motivasyon listesi çıkacaktır.

-Bilimsellliği bırakmayın
Her ne olursa olsun, deneyimler bilgi ile birleştiğinde anlamlı olur. Bilgi sahibi olmayı, bilimselliği bırakmayın. Bu aynı zamanda çok motive edici bir durumdur.

Sevgili dostlar, sinema alanında üretim için motivasyon en önemli şeylerden biridir. Bu yüzden, bugünden başlayarak motivasyon listenizi hazırlayın...

Bu arada, 'projemiz beğenilmedi, size ulaştıramadık, kimseye beğendiremedik bu yüzden motivasyonumuz kırık' diyenler için önümüzdeki günlerde yayınlamak için yeni bir yazı hazırlıyorum. Zira, projeyi birine beğendirmeye çalışmadan önceki eylem planı, kişinin hem motivasyonunu arttıracak, hem de daha sağlam adımlarla ilerlemesine yardım edecektir...

*Motivasyon kelimesinin tanımı Vikipedi'den alınmıştır.


28 Şubat 2012 Salı

2 MART ve 9 MART'TA İKİ ÖNEMLİ SEMİNER

Sevgili Dostlar,


Mart ayı , 2 farklı seminer ile başlıyor...


2 MART 2012 : Senaryo Yazarı ve Yapımcı çalışma modelinin oluşturma


Bu çalışma özellikle senaryo yazıp, yapımcı ile buluşturmak isteyenler için tasarlanmıştır. Seminer süresince bu modelin nasıl oluştuğu hangi yöntemlerle ilerlenmesi gerektiği ve  her iki tarafında sorumlulukları anlatılacaktır. Özellikle 'sık yapılan yanlışlar' bölümü oldukça yararlı olacaktır.


Bu seminere katılanlar, mart ayı içerisinde, varolan projeler ve süreçleri üzerine 
30 dk. lık birebir görüşmeler yapılacaktır.




9 MART 2012 : Yönetmen ve Yapımcı çalışma modelini oluşturma


Bu çalışma, 'yönetmenlik' kariyeri yapmak isteyenler için tasarlanmış bir çalışmadır. Seminer süresince, yönetmen-yapımcı işbirliğinin temelleri dünyadaki ve Türkiye'deki modelleri üzerine konuşulacaktır.


'Yönetmenlik' kariyeri planlayanlar için oldukça yararlı bilgiler paylaşılacaktır.



Bu seminere katılanlar, mart ayı içerisinde, varolan projeler ve süreçleri üzerine 
30 dk. lık birebir görüşmeler yapılacaktır.


Bilgi ve kayıt için 0 212 2524556'dan Ayşegül Yeşim'e ulaşabilirsiniz...
Her 2 seminere de katılanlara özel indirim uygulanacaktır.

SEKTÖRE ADIM ATARKEN YANILGIYA DÜŞMEYİN!!!!


Sinema sektöründe çalışmak isteyenlerin düştüğü yanılgılar:

-Çok eğlenceli ve çok kazançlı bir iş olduğunu düşünmek:
Bu en fazla düşünülen yanılgılardan biridir. Genellikle bu işin hem çok eğlenceli, hem de kazançlı olduğu düşünülür. Bu işe başlangıçta kazanç çok yüksek değildir. Kazancınız, sizin performansınız ve gelişimize göre artış gösterecektir.

-Kolay yapılabilir bir iş olduğunu düşünmek:
Bu sektörün kolay olduğunu ve herkes tarafından yapılacağına inanmak oldukça yaygın bir inanıştır. Sinema sektöründe hangi alanda olursa olsun varolabilmek, bilgi, donanım ve analitik bakış açısı geliştiren, çözüm üretebilen kişilik yapısı için uygundur.
Örneğin, bir başka sektörde çalışıp, bu alana geçmenin çok kolay olduğuna dair inançlar çok yaygındır. Elbette başka bir sektörde çalışıp, bu alana geçiş yapılabilir ama bunun için de eğitim almak şarttır. Gözlem yaparak değil, deneyimleyerek ve bilgilenererek bu işi yapmak gereklidir.

-Bilgilerinin her daim yeterli olduğunu düşünmek:
Bilgi, geliştikçe değer kazanır ve kullanılabilir.. Dolayısıyla, 'ben biliyorum' demeden önce bilgilerinizi kontrol etmeniz gerekir. Bu işin en güzel yanlarında biri, her projede bir önceki kadar bilgi sahibi oluşunuzdur. Yeni bilgilere açık ve sahip olma isteği duyulmalıdır.
Örneğin, bu işi çok seviyorum diyen birisi, işi dışında bu konu ile ilgili hiçbir araştırma yapmıyorsa, ilerlemesi mümkün değildir.

-'O yapıyorsa, ben de yaparım' demek,başkalarıyla egosal 'rekabet' içinde olmak:
Kişinin en önemli referansı kendidir. Yeteneklerinizi değerlendirebilmek için, önce yaptığınız işin üstesinden gelebilmelisiniz. Yapacağınız işte bir başkası ile egosal rekabet etmek yerine, o işte 'fark yaratabilmek' için düşünüp, uygularsanız kendinize ve rakibinize büyük bir katkıda bulunmuş olursunuz ve bu çevreniz tarafından farkedilebilir. Rekabet konusunda ego savaşlarına girmemelisiniz.
İşe başlama motivasyonunuzu, ' başkasına göre üstünlük sağlamak' üzerine kurmamalısınız...

-Görevinden memnun olmamak, işini beğenmemek, kısa bir süre için bu işe katlandığını düşünmek:
Bir işte başarılı olmak istiyorsanız, ne yaparsanız yapın o işi sevmek zorundasınız. Elinizdeki işi en iyi şekilde yapmaya odaklanın. Her şekilde bu sizi memnun edecektir.
Örneğin benim 26 yıl önce, sinema-tv eğitimi gördüğüm yıllarda ilk işim, çalıştığım yönetmenin çayını hazırlamaktı...Bu işi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımı ve yönetmenin takdirini kazandığımı, ardından prodüksiyon ekibine geçtiğimi hatırlıyorum. Bu durumu ailemle bile o dönemde paylaşmadım. Çünkü, 'sen bu işlerde çay mı taşıyacaksın' gibi yorumları almamak için...




-Üstlerinin yaptığını küçümsemek, fırsat verlse daha iyisini yapacağına inanmak:
Bu çok rastlanılan bir davranış biçimidir. Bu konuda, sadece kendi zekasının varlığını kabul eden ve üstesinde gelebileceğine inana bir kişilik vardır. Bu kişiler, şansları yaver gitmediği için o konumda olduklarını, aslında kendi üstlerinden daha iyi bu işi yapabileceklerine inanırlar.
Bu konuya, zaman zaman setlerde kulak misafiri olduğumda çok fazla şahit olurum. Böyle düşünenler genellikle yönetmen veya yapımcı olabileceklerine inanırlar.

-Çalıştıkları şirket ile beklentilerini netleştirememek:
Bu konu çok önemli ve sık yapılan yanlışlardan biridir. Bu sektörde çalışmak isteyen kişi, önce maddi hiçbir beklentisinin olmadığını, her işi yapacağını, 'sadece ve sadece başlamak istediğini' söyler. Ama devamında talepler artmaya başlar ve bir memnuniyetsizlik hali ortamı sarar. Ben uzun zamandır bu tip istekler yerine, gerçekçi, açık ve net beklentilerini duyabildiğim kişilerle çalışıyorum. Çalışkan ve görev tanımına uyabilecek kişilerle çalışmak istiyorum.

YÖNETMEN OLMAK İSTEYENLER İÇİN...


Türkiye'de yönetmenlik yapmak konusunda yoğun bir istek var. Her yıl Kültür Bakanlığı'na 'ilk film' kategorisinde pek çok proje ve yönetmen başvuruyor. Destek alan pek çok film, zorluklarla tamamlanıyor ve hedeflerini pek azı yakalayabiliyor. Bu konudaki gözlemlerin herkesin 'yönetmen' olma sevdasının bir çığ gibi büyümesi... Bu durum, benim sinema -tv okuduğum yıllarda da vardı... Hala var...

Hatta ilginç bir anımı paylaşmak istiyorum:
Bir Zamanlar Anadolu'dayı çekerken, çocuk oyuncumuz (o yörede yaşayan bir çocuğumuzdu) oyuncu sorumlumuza, bu setin sahibi kim? En çok kimin sözü geçiyor diye sormuş... Sonra ben Nuri abim gibi olmak isterim, herkes O'nun sözünü dinliyor... demiş... Aslında 'yönetmen olmayı istemek' bazen 'iktidar sahibi olma' isteğiyle eşdeğer..

Halbuki, 'yönetmen' olmak, bilgi, kültür, ve hayat ile ilgili deneyimler isteyen birşeydir. Teknik konulardan, tüm gelişmelerden bilgi sahibi olmayı gerektirir. Bunun da ötesinde estetik, psikoloji, felsefe konularında fikir sahibi olmayı, yaratma cesareti ile bunları ortaya koymayı gerektirir.

Bir yapımcı, bir yönetmenin 'ilk' filmini yapmadan önce hangi kriterleri gözetir?

Bu kriterler

-Yönetmenin 'kısa film'i var mı?
-Yönetmenin, daha önce birlikte çalıştığı bir yönetmen var mı?
-Kendisine ve işlerine yaklaşımı nasıl?
-Sektörü ne derecede tanıyor? Gerçek bilgi mi, önyargı mı?
-Yönetmen görüşünde kendini nasıl ifade ediyor?
-Beklenti ve amaçları nedir?
-Yapımcı ile ilgili beklentileri neler?
-Çalışma prensipleri ve alışkanlıkları nedir?
- Karşılıklı olarak açık ve net bir iletişim sağlanabiliyor mu?

Bu kriterler pek çok yapımcı için bazı değişkenlik gösterebilir. Ama bir yapımcı ve yönetmen biraraya gelmeden önce, biribirlerinin çalışma prensiplerini tanımayı amaç edinmeli ve karşılıklı beklentilerini iyi oluşturmaları gerekmektedir.

Yönetmenin projesinin kabul edilip edilmemesini düşünmeden önce, projesinin yapımcı tarafından doğru algılanıp, algılanmadığını öncelik olarak almalıdır. Aynı şekilde 'yapımcı' kendinin 'yönetmen' ile iletişime açık bir ilişki geliştirip, geliştiremediğini öncelik olarak almalıdır.

Yönetmenlik, çağımızın en önemli 'yaratıcı' mesleklerinden biridir. Bu bağlamda, 'yönetmen'lik kariyeri yapmak isteyenler, bunu uzun ve zorlu
bir yol olarak görmelidirler. Telaşsız ve hayata, öğrenmeye açık bir yolda ilerlerlen, sektörün dinamiklerini öğrenmeli ve tüm dünyayı takip etmelidirler.


26 Şubat 2012 Pazar

SENARYONUZU OKUTMADAN ÖNCE...



Türkiye'de senaryosunun profesyonel ortamlarda taşımak isteyen senaryo yazarları, genellikle bir e-posta'ya senaryolarını ekleyerek gönderiyorlar. Bunun yansıra kapak yazısı olarakta bu senaryonun ne kadar güçlü bir senaryo olduğunu yazıyorlar, kendilerini övüyorlar, projelerini övüyorlar...

Bu nedenle, e-mailleri göndermeden önce bazı konulara dikkat etmek gerekiyor:

-Senaryonun özgün olduğu konusunda emin miyim?
-Senaryoda imla hataları var mı?
-Senaryonun formatı doğru mu?
-Senaryo tasdiklendi mi?
-Senaryo ile ilgili maddi ve manevi beklentilerim nedir? Bu beklentileri açık ve net bir şekilde öncelikle kendime tanımlayabiliyor muyum?
-Eleştirilere açık mıyım?
-Göndermiş olduğum yapımcı, senaryo kabul ediyor mu?
-Yapımcıyı seçme nedenimi biliyor muyum?
-Hedef ve amaçlarımı doğru tarif edebiliyor muyum?


Bu soruları sormadan ve araştırma yapılmadan senaryo yollamak, önce senaryo yazarının kendisine zararı olan birşeydir.

Tahmin edeceğiniz üzere, Zeyno Film'e hergün pekçok senaryo e-posta yoluyla gönderiliyor. Ancak Zeyno Film, iş prensibi olarak,kişisel olarak tanımadığı ve maille gönderilen senaryoları değerlendirmeye asla almıyor. 

Senaryosunu sunmak isteyen kişilerin öncelikle görüşme randevusu alması gerekiyor. Çünkü senaryonun sahibi ile tanışmak ve yüzyüze konuşmak çok önemli. Senaryolar öncelikle, 'danışmanlık' sıfatı ile profesyonel olarak okunuyor ve raporlanıyor. Senaryonun, güçlü ve zayıf yanları 'yapımcı' bakış açısıyla belirleniyor.

Senaryo sahiplerine, senaryoları ile ilgili fikirler ve açılımlar sunuluyor. Senaryo ile ilgili hedef ve beklentilerine uyumlu olup olmadığı sorgulanıyor. Senaryonun güçlü yanları üzerinden stratejiler sunuluyor. Bu çalışma son derece profesyonel bir ortamda gerçekleşiyor.

Böyle bir çalışma, hem başvuran kişi açısından, hem de danışman açısından çok yararlı oluyor...

Bu şirketin çalışma politikasının en önemli maddelerinden biridir. Herkes profesyonel olursa, sektör daha ileriye gider...


SİNEMA SEKTÖRÜNDE İYİMSER ALGI ÇEŞİTLERİ




Türkiye'de Sinema sektöründe çalışmak ve üretmek isteyenlerin 'iyimserlik' konusuna yaklaşımları oldukça fazla görülmektedir. Bunun nedeni sinema sektörünün başından itibaren 'kolay', 'hızlı yükselmeye müsait', 'çok kazançlı' bir sektör gibi algılanmasıdır. Oysa, sinema sektörü ciddi, bilgi, emek, yatırım ister. Bu öncelikle kişinin kendisinden başlar. Kişinin sadece yetenekli olması yeterli değildir. Bu anlamda bilgi ve profesyonel görgüsünün de gelişmesi önemlidir.

Çok rastladığım bir örnek, pekçok senaryo sahibi ilk senaryolarıyla 'oscar' ya da başka bir ödül alacaklarına, zengin olacaklarına inanırlar. Bu inanış, bir ömür boyu piyango bileti ile zengin olacağına inanmaktan farklı bir şey değildir. İşte iyimserlik konusu da tam burada devreye girer. Elbette, iyimser olmak gerekir ama tedbiri elden bırakmadan...

Burada çok sevdiğim dostum *Acar Baltaş'ın bu konudaki makalesinden bir alıntı yapmak istiyorum:

'İyimserlik, kişilikteki tedbirlilik özellikleriyle birleştiğinde kişinin amaca ulaşması için yardımcı olmaktadır. Ancak, iyimserlik fevrilikle (ataklık) birleştiğinde gerçekçi olmayan beklentiler yıkıcı ölçüde artmaktadır.'

Genellikle, sinema sektöründe üretmek isteyen ve sektöre bir senaryo, bir film, oyunculuk vb... alanlala girmek isteyen, ya da daha üst derecede çalışmalar
üretmek isteyen arkadaşların pekçoğunu dinlediğimde, 'şansın yaver gitmediğini', 'bu sektörde onları anlayacak kimsenin olmadığını', 'dertlerini kimseye anlatamadıklarını' duyuyorum... Daha da önemlisi bu arkadaşlar 'işlerinin üzerine toz kondurmuyorlar'... Yani onlar mükemmel, düzen kötü... Bu arada herkesin 'iş'i biricik, ama o birici 'iş'ler objektif bakabilmek ve eleştirebilmek... Hatta en sert eleştiriyi kendimizin yapabilmesi, belkide 'yola çıkabilmek' için ilk adım olabilir.

Özetle, sadece 'iyimserlik'le bir kariyer planı çizilemez... Ama, karşılaştığınız her negatif sonucunda, sizi daha iyi bir yere taşıdığını düşünebilir, kendinizi değerlendirebilirsiniz.

Sinema sektöründe 'iyimser algı' ile yol almak oldukça zor...

Bu nedenle, yukarıda da belirtildiği gibi, 'iyimser' yanınızı sadece destekleyici olarak yanınızda taşıyın... Sadece 'iyimser' düşünceler üzerine bir kariyer hayal etmeyin... Bir 'iş' in her yönünü artı ve eksileriyle değerlendirin...

*Bu yazı hazırlanırken www.acarbaltas.com sitesinden faydalanılmıştır.