HOŞGELDİNİZ

Yapım Laboratuvarı : Yapımcılık ile ilgili bilmek istediğiniz herşey...Zeynep Özbatur Atakan'ın gözlemleri, deneyimleri, paylaştıkları...

23 Haziran 2015 Salı

PROJENİZİ SUNMADAN ÖNCE GÖZDEN GEÇİRMENİZ GEREKEN KONULAR-2.Bölüm



KENDİNİZİ NASIL BİLİRDİNİZ?

En zor şeylerden biri insanın kendini anlatmasıdır. Kişinin kendini ifade edebilmesi için, özelliklerini iyi anlayabilmiş olması gerekmektedir. İdeal olan ile kişinin gerçeği arasında bir bağlantı kurabilmek önemlidir.

Bu konuda değerli hoca İsmet Barutçugil'in bu konudaki yazısından bir alıntı yaparak devam etmek istiyorum:

*Günümüzde, kendi özelliklerini, üstün ve zayıf yönlerini, genel eğilimlerini, temel tercihlerini, yaşamına yön veren inanç ve değerleri tam ve doğru olarak bilmeyen çok sayıda genç insan -ne yazık ki-  iddialı bir şekilde iş aramaktadır. İş ve meslek seçmek ve bir kariyer yapmak isteyen insanların her şeyden önce kendilerini tanıması gerekir. Bu belki kolay bir süreç değildir. Ancak, iş yaşamında başarılı olmak, sağlıklı ve sürekli iş ilişkileri kurmak, genel anlamda huzurlu ve güvenli bir hayat yaşamak açısından son derece önemlidir.
Kendisini iyi tanımadığı için özelliklerini, yeteneklerini, değerlerini ikna edici bir şekilde ortaya koyacak cümleleri kuramayan, uygun sıfatları bulamayan insanlar çoğu kez olduklarından daha az değerli görülürler. Bu nedenle de hak ettikleri ve gerçekten etkili olacakları iş fırsatlarını kaçırırlar. Diğer taraftan, kendilerini gerçekte olduklarından daha farklı ve üstün gören ve gösteren ve bu konuda oldukça başarılı olan insanlar da vardır. Kendilerini olduklarından farklı gösterme çabalarında başarılı olmalarının temel bir nedeni buna kendilerinin de inanmalarıdır. Diğer bir ifadeyle, bu insanlar da kendilerini doğru tanımamakta, zayıf yönlerini görmemekte, üstün yönlerini ise abartmaktadırlar.

Bir insanın kendini tanıması, tarafsız bir şekilde değerlendirmesi ve bunu açık bir şekilde ifade etmeyi öğrenmesi çoğu zaman kolay ve hızlı olmayan bir süreçtir. Bazı durumlarda da cesaret gerektirir. Bazen, bir insanın kendisine bile açık ve dürüst olması kolay değildir. Gerçeklerle yüzleşmek, eksik ve zayıf yönlerini kabul etmek, gerçekte ne olduğunu ve ne olmadığını yüksek sesle dile getirmek cesaret isteyebilir. Ancak, uzun dönemli beklentiler, sağlıklı ve sürekli ilişkiler söz konusu olduğunda yapılması gereken budur.
Bir insanın kendini tanıması için en az dört konuda tam ve doğru bilgi sahibi olması gerekir. Bunlar; bilgileri, becerileri, istekleri ve inançları ile ilgili bilgilerdir.

  • * Bir insan, her şeyden önce, ne bildiğini (ve ne bilmediğini) bilmelidir. Eğitimle ya da yaşayarak öğrendiklerinin neler olduğunun gerçek anlamda farkında olmalıdır. Diğer bir ifadeye, yüzeysel olarak değil, gerçekten anladığı, özümlediği ve uyguladığı bilgileri bilmelidir.
  •  
  • *Yapabildiklerini (ve yapamadıklarını) bilmelidir. Doğuştan ya da sonradan kazandığı yeteneklerle, deneyerek geliştirdiği becerilerle neler yapabileceğinin farkında olmalıdır.

  • *İsteklerini ve ihtiyaçlarını bilmelidir. İşinde ve özel yaşamında neyin peşinde olduğunun, hangi ihtiyaçları karşılandığında heves ve heyecan duyduğunu doğru belirlemelidir.
  •  
  • *İnançlarını ve değerlerini bilmelidir. Yaşamını yönlendiren, kararlarının ve uygulamalarının temelinde yatan inançların ve temel değerlerin neler olduğunun farkında olmalıdır.



Bunları doğru tanımlayan, açık ve dürüst bir şekilde ifade eden, karşısındakine anlatırken doğru sözcükleri seçerek kendi değerini azaltmayan ya da abartmayan bir kişi işinde ve sosyal ilişkilerinde çok daha başarılı, mutlu, huzurlu ve güvenli olacaktır.


Sinema alanında üretmek isteyenler mutlaka su soruları kendilerine sormalı ve gerçekçi olmalıdırlar. Dün yazmış olduğum bilgi ve deneyim konusu ilk iki maddeye karşılık olarak geliyor. Diğer üçüncü madde de, ihtiyaçları bilmekten geçiyor. Ve elbette değerlerinizi ve inançlarınızı iyi anlamalısınız. Bütün bunları yapabilmeye başladığınızda, sinema alanındaki işlerinize de ne kadar iyi yansıdığını göreceksiniz. Unutmayın ki, sinema hangi alanda çalışırsanız çalışın 'sizin yansımanız' olacaktır.

Türkiye'de gözlemlediğim genel eğilim, kendini tanımak ile uğraşmak yerine 'o yaparsa ben de yaparım' ya da başka biri başarılı olduğunda 'dış faktörler' yani şans, torpil vs... nedenle olduğunu düşünme eğiliminden kaynaklanır. Oysa kişi dış etkenlere odaklanmak yerine, kendini tanımaya iç etkenlere odaklansa çok daha yaratıcı ve başarılı olacaktır.

Sinema alanında eğitim alanlar ise, bu konudaki bilgilerin bir yaşam boyu yenilenmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Okullar bize sadece bir kapı aralar, ama o kapıyı ardına kadar açmak kişinin elindedir. Diplomalar elbette çok kıymetli ve önemlidir. Ancak, deneyim kazanabilmek için risk alabilmeli, kendinizi ve özelliklerini iyi tanıyarak, yapabileceğiniz sınırları iyi bilmelisiniz. Hiçbir şey yapmamış birisi bile sete ilk girdiğinde yapabilecek pek çok şey bulacaktır. Ancak burada egonun devreye girmemesi çok önemlidir. Bugün sinema eğitimi almış nice insan, doğrudan senaryo yazıp film yönetmek, ya da bir film setinde iyi pozisyonda iş arıyor. Oysa, deneyimlemek için küçük adımlar ile büyük yollar yürümek gerekir. 

Bu nedenle ilk adım ve kişinin kendisine soracağı soru şu olmalı:

Sinema alanında üretim yapmayı neden istiyorum?

Cevabınız her ne olursa olsun, şunu bilmek gerekiyor ki, şimdi fikirlerinizin ve duygularınızın sektörde karşılık bulması gerekiyor. Bunun birinci adımı bilgi ve bu bilgileri doğru uygulamaktan, 'fark yaratmak' tan geçiyor. Bugünün iletişim dünyasında 'fark yaratmak ve fark edilmek' için fazlasıyla olanak var. Ama yukarıda da belirttiğim gibi sabırlı ve kısa,orta ve uzun vadeli hedeflerle ilerlemek gerekiyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme